Kapadokya Bitki Örtüsü

Doğal ve yabani bitki örtüsünü tanıtmaktaki temel amacımız, insanlara aynı havayı ve toprağı paylaştıkları, iç içe yaşadıkları bu canlı türlerinin varlığını, güzelliğini ve değerini göstermek ve hissettirmektir. Bu bitkilerin ekseriyeti, insanlardan önce de burada vardı. Zaman içinde değişime uğradılar; bunu fosillerden anlıyoruz. Çoğu zaman “yabani ot” muamelesi gören bu bitkiler, aslında ekosistemimizin vazgeçilmez yapı taşlarıdır. Yok olmaları büyük bir eksiklik yaratacaktır. Bu noktada oluşturulacak farkındalığın ülkemiz için çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

Türkiyenin bulunduğu iklim kuşağı ve bölge üç bitki coğrafyasının (Avrupa-Sibirya, İran-Turan, Akdeniz) kesişme alanındadır. Farklı iklim bölgelerine ve kendine has jeolojik, topoğrafik yapı çeşitliliğine sahip olan ülkemiz bitki çeşitliliği açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Konuyla ilgili değişik yayınlarda bitki türü sayısı Avrupa kıtasının tümü için 12.000 – 13.000 olarak verilirken, tek başına Türkiye için bu sayı, 3.000 kadarı endemik (yalnızca yurdumuza has, yalnızca ülkemizde doğal yetişen) olmak üzere toplam 12.500-13.000 olarak gösterilmektedir. Ancak, özellikle son yarım asırdır kaçınılmaz olarak süren şehirleşme, sanayii, inşaat, turizm vb. gibi sosyal- ekonomik faaliyetlere ek olarak, yaban yaşamını tehdit eden önemli bir unsur da bilgisizlik ve farkındalığın az oluşudur.  Kapadokyada başta kitlesel turizm faaliyetleri olmak üzere bölgenin çok özellikli bitki zenginliğine tehdit oluşturabilecek faaliyetler konusunda bir farkındalık oluşturulması gereği açıktır.

Kapadokyanın jeolojik, tarihi ve kültürel zenginliğini tamamlayan en önemli unsur bitki örtüsünün özelliğidir. Bu sayfadaki amacımız birey ve toplum temelli olarak sahip olduğumuz bu zenginliğin farkına varılmasıdır. Dünya çapında “Vatandaş Bilimi” (Citizen Science) olarak da adlandırılan bu çalışma yöntemi Kapadokyada ilk defa uygulanmaktadır. Bu çalışma yönteminin gerçekleştirilmesinde en büyük desteğimiz olan Sn. Halil Nuri Hepdinç’in, kendi çekimlerinden oluşan bitkileri tanıtıcı özel  fotoğraf koleksiyonunu sayfamıza tahsis etmesi bir çoğumuzun daha önce farkına varamadığı bitki görüntülerine ve ilk defa duyacağı isimlendirmelere ulaşmamızı sağladı. Bu vesile ile çalışmanın öncüsü Sn. Hepdinç’e şükranlarımızı sunuyoruz. Hiç süphesiz atalarımız bu bitkilerin hepsini biliyor, tanıyor ve kullanıyorlardı. Bu zengin bitki örtüsünü ve onun etrafında oluşturdukları halk kültürünü bizlere gelecek kuşaklara aktarmamız için ödünç verdiler. Oluşturmak istediğimiz farkındalık başta endemik bitkilerimiz olmak üzere Kapadokya bölgesinin bitki örtüsünün ve onun etrafında biçimlenen somut olmayan kültür mirasının korunması içindir.

Scroll to Top